Puf mantarı

Puf mantarı

Puf mantarı
Lycoperdon perlatum – Puffball Mushroom – Puf Mantarı – At osuruğu mantarı
Halk arasında Puf Mantarı veya amiyane tabirle Osuruk Mantarı olarak da bilinir. Yetişme döneminde yani taze iken beyaz dolgun, içli, oldukça etli bir yapıya sahiptir. Birkaç gün sonra eskimeye başladığında önce koyu bir renk almaya başlar ve iyice kahverengiye çalan bir renk değişikliğine uğrar. Sıkıştırıldığında ya da üzerine basıldığında puflayarak içerisindeki tozlaşmış özleri dışarı püskürtür.

4-5 cm çapında, üzerine basınca puf diye bir spor bulutu çıkaran mantar. Puf mantarı da denir. Genç olanları yenilebilir, zehirli değildir fakat tadı pek lezzetli değildir. Lycoperdon perlatum`a da bovista plumbea`ya da bu isim verilir. Sonbaharda da ilkbaharda da, her türlü orman ve çayırda görebilirsiniz.

Fiziki Görünüm
Genişten inceye doğru giden yuvarlak dolgun gövdesiyle bilinir. Dış kısmı beyazdır ve tepesinde üzerlerinde dikenimsi çıkıntıları olan, küçük bir kapak bulunur.

Olgunlaşma dönemlerinde kahverengine dönüşürler ve tepesindeki kapak, yağmur damlaları, dokunma, düşen palamutlar gibi etkenlerle patlayarak açılır ve sporlar çevreye saçılır.

Antik çağlardan beri varlığı bilinen mantarlara insanların ilgisi günümüzde de devam etmektedir. Eski Çin, Mısır, Roma ve Yunan uygarlıklarında mantarların gerek besin olarak gerekse ilaç yapımında kullanıldıkları bilinmektedir. Aztek ve Maya’ların günümüze kadar ulaşan eserlerinde mantar figürlerine oldukça sık rastlanmaktadır. Amerikan yerlilerinin zehirli bir tür olan Amanita muscaria Pers dini ayinlerinde keyif verici olarak kullanmaları oldukça şaşırtıcıdır. İngiliz arkeoloji kayıtlarına göre puf mantarları ile kav mantarının yaklaşık 2000 yıl önce kanamaları durdurmak amacı ile kullanıldığı anlaşılmaktadır. Eskiden sadece doğadan toplanıp tüketilen mantarlar, ilk defa 16. yüzyılda Fransa’da kültüre alınmıştır. Daha sonra bu alanda yapılan çalışmalar gelişerek devam etmiş ve günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde önemli bir sanayi kolu haline gelmiştir. Türkiye’de kültür mantarı üretimi ile ilgili ilk çalışmalar 1960?ların ilk yıllarında başlamış, daha sonraki yıllarda mantar tüketim alışkanlığının artmasıyla mantar yetiştiricilerinin sayısı da artmıştır. Bu nedenle gıda ihtiyacının karşılanması ve ekonomik olması sebebiyle kültür mantarı yetiştiriciliği dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artmaktadır.

Makromantarlar diğer özelliklerinin yanında çok uzun zamandan beri insanlar tarafından kullanılan doğal kaynaklardan biridir. Tarih boyunca birçok hastalığın tedavisinde mantarlardan hazırlanmış ilaçlar kullanılmıştır. Günümüzde makroskobik mantarların birçok konuda tıbbi etkiye sahip oldukları bilinmektedir. Makromantarlar antibiyotik, antibakteriyal, antifungal, antiviral, antiprotozoal etkilerinin yanı sıra bağışıklık sistemi düzenleyici, karaciğer koruyucu, kollesterol önleyici, diyabet önleyici etki gösterirler.


Mushroom Captured Puffing Smoke Cloud

Puffballs are fungi, so named because clouds of brown dust-like spores are emitted when the mature fruitbody bursts or is impacted. Puffballs are in the division Basidiomycota and encompass several genera, including Calvatia, Calbovista and Lycoperdon. True puffballs do not have a visible stalk or stem. The puffballs were previously treated as a taxonomic group called the Gasteromycetes or Gasteromycetidae, but they are now known to be a polyphyletic assemblage.

The distinguishing feature of all puffballs is that they do not have an open cap with spore-bearing gills. Instead, spores are produced internally, in a spheroidal fruitbody called a gasterothecium (gasteroid (‘stomach-like’) basidiocarp). As the spores mature, they form a mass called a gleba in the centre of the fruitbody that is often of a distinctive color and texture. The basidiocarp remains closed until after the spores have been released from the basidia. Eventually, it develops an aperture, or dries, becomes brittle, and splits, and the spores escape. The spores of puffballs are statismospores rather than ballistospores, meaning they are not forcibly extruded from the basidium. Puffballs and similar forms are thought to have evolved convergently (that is, in numerous independent events) from Hymenomycetes by gasteromycetation, through secotioid stages. Thus, ‘Gasteromycetes’ and ‘Gasteromycetidae’ are now considered to be descriptive, morphological terms (more properly gasteroid or gasteromycetes, to avoid taxonomic implications) but not valid cladistic terms.

Stalked puffballs do have a stalk that supports the gleba. None of the stalked puffballs are edible as they are tough and woody mushrooms. The Hymenogastrales and Enteridium lycoperdon, a slime mold, are the false puffballs. A gleba which is powdery on maturity is a feature of true puffballs, stalked puffballs and earthstars. False puffballs are hard like rock or brittle. All false puffballs are inedible, as they are tough and bitter to taste. The genus Scleroderma, which has a young purple gleba, should also be avoided.

Puffballs were traditionally used in Tibet for making ink by burning them, grinding the ash, then putting them in water and adding glue liquid and “a nye shing ma decoction”, which, when pressed for a long time, made a black dark substance that was used as ink. The Native Americans likewise burned the common puffball as a primitive bee smoker to anesthetize honey bees as a means to safely procure honey; the practice later inspired experimental medicinal application of the puffball smoke as a surgical general anesthetic in 1853.

Click to rate this post!
[Total: 4 Average: 5]
(Visited 172 times, 1 visits today)

Alakalı yazılar

Leave a Comment